Türkler, İspanya ve Sanchez'i çok sevdi

Türkiye'den yaklaşık 4 bin 300 kilometre uzaktaki bir ülke, son dönemde özellikle sosyal medyada "kardeş ülke" olarak anılmaya başlandı. Özellikle Ortadoğu'daki gerilim karşısında sergilediği savaş karşıtı ve ABD politikalarına yönelik eleştirel tutumu, Madrid'i birçok Türk sosyal medya kullanıcısının gözünde farklı bir yere taşıdı.
Ortadoğu'daki gerilim karşısında verdiği net savaş karşıtı mesajlarla Avrupa ülkelerinin çoğundan ayrılan İspanya, özellikle Washington karşısında taviz vermeyen duruşuyla çok sayıda sosyal medya kullanıcısının kalbini kazandı.
X'te Türkiye-İspanya kardeşliğine yönelik pek çok tweet paylaşıldı, Türkçe ve İspanyolca esprili paylaşımlar yapıldı. İspanyollar da Türk kullanıcıların bu sevgisine kayıtsız kalmadı. Türkiye'de viral olan videolar ve paylaşımlar İspanyol medyasına da yansıdı.
-İspanya'nın İran savaşına yönelik tutumu neydi?
İspanya, bir süredir diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden ayrılan dış politika ve savaş karşıtı duruşuyla uluslararası kamuoyunda dikkat çekiyor. Sanchez liderliğindeki sol hükümet, İran'dan Gazze'ye, Venezuela'dan Ukrayna'ya uzanan krizlerde uluslararası hukuku merkeze alan net çıkışlarıyla birçok Avrupalı müttefiğinden farklı bir çizgi izliyor.
Madrid, son olarak İran savaşına yönelik tutumu ve ülkedeki üslerin bu savaş için ABD tarafından kullanılmasına izin vermemesiyle Başkan Donald Trump'ın eleştiri oklarını üzerine çekti.
Avrupa Birliği (AB) üyesi İspanya'yı Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in yanında sert biçimde eleştiren Trump, Madrid'i "berbat davranmakla" itham etti. ABD Başkanı ayrıca bu ülkeyle ticari ilişkileri kesme tehdidinde bulundu.
Bu tehditler sonrası Çarşamba günü kameraların karşısına geçen Sanchez ise İspanya hükümetinin pozisyonunun iki kelimeyle "savaşa hayır" olarak özetlenebileceğini vurguladı.
"Geçmişteki hataları tekrar etmeme" çağrısı yapan İspanya Başbakanı, hükümetinin bu savaşa karşı duruşunun "Ukrayna ve Gazze'dekiyle aynı" olduğunu söyledi.
Peki, Sanchez hükümetinin izlediği dış politika Avrupalı ortaklarından hangi yönleriyle ayrılıyor? Küresel politikada Madrid'i giderek daha görünür kılan bu politikaların arka planında hangi dinamikler var?
-Gazze politikası: İsrail'e sert eleştiri ve yaptırımlar
Başbakan Sanchez, henüz Gazze savaşının başında İsrail'in eylemlerinin uluslararası hukuka uygunluğunu sorgulayan az sayıda Batılı liderden biri oldu. Sanchez, Gazze'de sivil kayıplar arttıkça İsrail'e yönelik eleştirilerinin dozunu artırırken Madrid, 28 Mayıs 2024'te Norveç ve İrlanda'yla birlikte Filistin'i resmen tanıdı.
Ekim 2024'te ise Uluslararası Adalet Divanı'nda Güney Afrika'nın İsrail'e karşı "soykırım" suçlamasıyla açtığı davaya müdahil oldu.
Geçen yılın Haziran ayında Sanchez, Avrupa'da İsrail'in eylemlerine yönelik "soykırım" ifadesini kullanan en üst düzey yetkili oldu. Sanchez, "soykırım niteliğinde felaket bir durum" olarak tanımladığı gelişmelere rağmen İsrail ile yapılan ticaret anlaşmasının askıya alınması yönünde adım atmadıkları için Avrupalı mevkidaşlarını ise sert şekilde eleştirdi.
Eylül ayında İspanya İsrail'in eylemlerine karşı yaptırımları devreye sokarak bir ilke daha imza attı. İsrail'e silah, askeri ekipman alım ya da satışını kalıcı olarak yasaklayan kanun hükmünde kararname Bakanlar Kurulunca onaylanırken Sanchez, İsrail ordusuna yakıt veya silah taşınması için İspanya limanlarının ve hava sahasının kullanılmasına yasak getirileceğini de açıkladı. Başbakan, Netanyahu hükümetini hastaneleri bombalayarak ve "masum kız ve erkek çocuklarını açlıkla öldürerek savunmasız bir halkı yok etmekle" suçladı.
Madrid aynı zamanda, Donald Trump öncülüğünde Gazze için oluşturulan "Barış Kurulu"na katılma davetini geri çeviren ilk ülkelerden biri oldu. Kurulda Filistin yönetiminin yer almadığına dikkat çeken Sanchez, Madrid yönetiminin uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler'e ve çok taraflılığa bağlılığıyla tutarlı olmadığı gerekçesiyle bu girişime katılmayı reddettiklerini söyledi. (DW)


